merhaba

  Oooo ben yokken editör neler yapmış böyle...Halbuki  blogcudan bunca uzak kalışımın ardında blogcuya bir şikayetim vardı ama birtürlü adam yerine koyulup konunun üzerine gidilmemesi de vardı.Neyse dağdağa küsmüş,dağın haberi yok gibi oldu biraz.Konunun temelini oluşturan pekçok neden var,en önemlisi geçirdiğim meniere sendromunun bana bilgisayarı öcü gibi göstermesi var en başta.Ekrana uzun süreli bakamıyorum artık,midem bulanıyor.En son 2 haziranda yazmışım,İstanbula gidiyormuşum,bunun ardından bu ay 13-16 temmuz arası yine İstanbul'daydım alışveriş için.Hayat akıp gidiyor,bazan saatler geçmiyor ama gün geçiyor,ömür geçiyor,yılın yarısını geçtik bile...Bu arada pekçok şey olup bitiyor hayatımızda,çoğu içimi acıtan şeyler.Birileri Dolmabahçe Sarayı'nın deposuna iniyor,resimler çekiyor,gönderin bunları köşke diyor,sanki bu milletin milli hazineleri kendi özmalıymış gibi...Bu kadar mı kolay...Olamamalı...Suna pekuysal sonsuzluğa kanat açıyor yüreğimde gülüşünü bırakarak.Tam 14 yıl üstüste Lüküs Hayat seyrettim şehir tiyatrolarında,herseferinde eski bir dostu kucaklar gibi sahneden gözümü ayırmadan.Ölüm haberini alında ilk aklıma gelen Zihni Göktay nasıl da üzülmüş olabileceği oldu.Onca yılın sahne paylaşımından sonra..geçen kış Lüküs Hayat'ı tekrar izledim yıllar sonra,gözyaşlarımı tutamadım ...Kulise gittim,Zihni Göktay'la tanıştım,"nasıl Suna Hanım geliyor mu izlemeye "dedim,iki kere gelip izlemiş, sürekli ağlamış...Demek ki o da eski bir dost görmüş sahnede...
  Tüm ilgilenen arkadaşlarıma teşekkür ederim yokluğumda bıraktığınız değerli mesaj ve yorumlarınız için...Yine gelip yazmaya çalışacağım.Bu arada sayfalarınızı ihmal edersem beni affedin ne olur...Sevgi ve saygılarımla

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !